"Le fabuleux destin d'Amélie Poulain" ya da filmi izleyenlerin siklikla kullandigi isimle sadece "Amelie". 2001 Belcika yapimi bir masal aslinda Amelie. Cok ozel bir film benim gibi bir cogu icin. Onu ozel kilan ise hikayeyi anlatma dili. Gercek dunyanin dekor olarak kabul edildigi sahnede gercek ustu bir karakterin hikayesi. Modern dunya polyanasi kisaca, ama asla basit degil.
Amelie'den bu yana anlatimindan bu denli zevk aldigim ikinci film "500 Days of Summer" , "Cesaretin Var mi Aska?" ile birlikte. Kendine has bir akiciligi ve kurgusu var.
Summer'la 500 gun diye cevirsem cok da kotu olmaz sanirim. Bir iliskinin hikayesi, Summer'la 500 gunun hikayesi. Bir erkek, bir kadin, bir ask ve bir son... Iste tam bu noktada filmin en carpici ogesi cikiyor aslinda ortaya. Siradan "abur-cubur" filmlerden farki, onlardan bir adim oteye gecebilmesi. Aliskinizdir aslinda mutlu sonlara. Bir ask baslar, sallanir, yikilacak gibi olur ama son anda hersey rayina oturtulur, ve perde iner. Kurgunun hayata uzak olmasi zaten bu senaryolari bir sabun kopugu misali aklinizdan ertesi gunlerde silen. Izleyiciyi mutlu etmektir amac bu filmlerde ve bunun icin kahramanlar zor ölür beyaz perdede. Ama gercek hayatta once kahramanlardir pes eden hayata.
"500 Days of Summer", "Bu bir ask filmi degildir" diyerek basliyor. Gercekten de degil . Otesinde bir sebep arayan bir hikaye. Daha en basta ogreniyoruz ki Tom ve Summer ayrilmaktadirlar aslinda. Bir ask filmi degil bir ayrilik filmi... Sonra ogreniyoruz ki 488. gundur baslangic, o 500 gunun. Sonra gidip gelmeler baslar oncesine ve sonrasina. Degisen bakis acilari damga vurur hikayeye. Tom anlatir bize ayriligin anatomisini. Tekrar tekrar yasar kafasinda 487 gunu, ama her seferinde belli farklarla. Bazen sanki derin bir sisin icinden gunese cikar gibi hissedersiniz. Bazen gunesi batirir Tom, bazen de koyar en tepeye. Bazen ekran bolunur ikiye ve pat diye koyar orataya gerceklerle hayallerin farkini.
Ama anlatilan aslinda sizin hikayenizdir, sizin Summer'iniz ve sizin 500 gununuz. Ama belki de bunu anlamak icin Tom gibi 500. gunu beklemek gerekir.
Iste, anlatimi disinda, ozel yapan bu filmi sonundaki 12 gundur. O kadar cok izlemisiz ki "488 Days of Summer"lari, bu film hakkinda ayri bir parantez acilmayi fazlasiyla hakediyor.