30 Ocak 2010 Cumartesi

Vicky Cristina Barcelona




Bolca Akdeniz, biraz sarap, klasik gitar ve en onemlisi arka planda etkileyici bir sehir, Barcelona... Herhalde bu filmi izledikten sonra damakta kalan ilk tadlar bunlar oluyor. Film bittiginde, kendinizi bir Akdeniz kasabasinda sokaklara atmak istiyorsunuz. Bir hikaye ve kurgu bir mekanin sicakligini ancak bu kadar yansitabilir herhalde. Woody Alen'a saygilarimizi iletelim bu noktada.

Hikaye aslinda cok orjinal degil. Tatil icin evden uzaklasan iki Amerika'li genc kizin Avrupa'ya mehaba demesi. Bunun uzerine daha once de bircok film uretildi. Fakat hicbiri Woody Alen kadar kultur farkliligini net bir sekilde masaya koyamamisti. Yeni dunyanin tuketici ve ac ruhu (Vicky ve Cristina) eski dunyanin "insan"ina (Juan Antonio ve Maria Elena) karsi. Her iki kutubun digerini kendi penceresninden bakarak anlama cabasi. Zitliklar, savaslar ve bir uzlasi... Vicky'nin, yeni dunyada acligini bir turlu doyuramadigi ruhunun onune kurulmus bir solen sofrasi ve hayati kesfetme cabasi, diger yandan Cristina'nin kendi kurdugu gosterissiz ama "mantik"li ve stabil dunyasinin temellerinin aslinda ne kadar kaygan oldunu anlamasi.

En kisa zamanda bu guzel filmle ilgili bir yazi ekleyecegim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder